​​​​​​​Mithat Perin'in ağzından 27 Mayıs

by

Dün tarihi bir dosya kapandı. 60 yıl önce ordunun yönetime el koyarak Demokrat Parti iktidarına son vermesiyle sonuçlanan olaylar zincirini bire bir yaşadım. Gazeteciliğe yanında başladığım Babıali'nin efsane ismi, İstanbul Ekspres gazetesinin sahibi Mithat Perin de 27 Mayıs sonrası tutuklanıp Yassıada'da yargılanmış bir Demokrat Parti milletvekiliydi. Benim tanıdığımda sadece DURUM dergisini yönetiyordu. Babıalide'ki Anadolu Ajansı Bölge Müdürlüğü'ne komşu bir kattaydık. Ben orada çalışmaya başladığımda çok yaşlı bir sayfa sekreteri vardı. Kısa sürede işi kavradım. Bir süre sonra hep birlikte Bedii Faik Bey'in gazetesi Dünya'ya transfer olduk. Hocam Perin bu defa genel yayın müdürüydü. Spor dahil, hemen her bölümde çalıştım. Patron ile çocukları hasta Fenerbahçeli, Mithat Bey Galatasaray'lı. İlginç taraf, çalışanların tamamına yakını da Fenerbahçeli.

Ödül ve sonrası

O sıralar spor gündemindeki sıcak konu Yugoslav futbolcu Ostoviç'in Fenerbahçe'ye transferiydi. Tartışmalar sürerken ben Başkan Emin Cankurtaran'ın Ostoviç'i yaş haddi engelinden dolayı transfer edemeyeceğini yazdım. Neticede bu haberime TSYD'den ödül geldi. Hiç unutman, bir pazar günü Pembe Panter gibi ayaklarımın ucuna basarak sessizce gazete binasına girdim. Patronun ensemde patlayan gümbür gümbür sesiyle olduğum yerde kaldım:

- Burhan, Burhan!..  Unutma ki ben Fenerbahçe'nin Divan Üyesiyim...

Arkamı dönüm, "Beni Yugoslavya Konsolosluğu'na arabasıyla götüren Fenerbahçeli oğlun..." demek vardı ya, yutkundum...

Ertesi sabah muhasebeden çağırdılar. Aklıma ilk gelen kovulmak oldu. Hemen gittim, bir zarf uzattılar. İçi para doluydu, tazminat olduğunu düşündüm. Ben mektup da beklerken arkandan gelen bir ses duydum:

- Biz Fenerbahçeliyiz ama her şeyden önce gazeteciyiz.

Bunları söyleyen de patron Bedii Faik Bey'di. Bu kısmı noktalayıp Mithat Perin Hocam'ın Yassıada günlerine dönmek istiyorum.

Tarihe geçen söz

Perin, "Yassıada ve İnfazların İçyüzü" adlı kitabında, "Ada komutanı Tarık Güryay'ın elinde daima süvari kamçısı bulunurdu. Hele bütün bıçakları ortadan kaldırması daha da ilginç" ifadesine yer vermişti. Bir gün kendisiyle dışarıda yemek yiyoruz... Masadaki bıçakları göstererek, "Bizim bıçaklarımız da bunlardandı. Kaloriferlerin kenarlarına sürterek onları et keser hale getirebiliyorduk" demişti.

Mahkemenin sekreter musallatı Başsavcısı Altay Ömer Egesel zamparalıklarıyla öne çıkıyordu. En fazla rahatsız eden de ada yargıcı Salim Başol'du. Biraz sıkışınca bağırmaya başlardı. Menderes'in itirazlarına karşılık, "Sizi buraya tıkan güç böyle istiyor" sözüyle tarihe geçmişti.

Şimdi Perin'in redaksiyonunda çalıştığım kitabından bazı bölümlere bire bir aktaracağım:

Rezalet albümü

"Bayar'ın anlattıklarını genelde WC kenarında dinlerdim. bana, 'Kurtuldun...' dedi. İnanmadım, bu yüzden cevap vermedim."

"Elleri arkadan bağlı kalmaktan dolayı ızdırap çeken Agah Erozan, 'Ya, şunlara bir söyleseniz de kollarımı arkada bağlı kalmaktan kurtarsalar' dedi. İsteği iletilince, 'Yemek yiyorlar, şimdi gelemezlermiş' cevabı ulaştı. Bir müddet sonra gelen bir kaç subay 'Dön arkanı' dediler. Kollarını çözüyormuş gibi yaptılar, o anda bir flaşın çaktığını gördüm. Amaçları fotoğraf çekmekmiş. Kendi kendime, 'Dünyadaki rezaletlerine bir resim daha ilave ediyorlar' dedim."

"Bu bekleyişin elbet bir sonu vardı ve gelecekti. İdam mahkumlarının içinde bulundukları ağır şartlar yüzünden bütün mafsalları uyuşmuş, adeta hissizleşmişti. İmralı'nın gerçek sahibi olan mahkumlar ise binalara sıkı sıkıya kapatılmışlardı. Olan biteni öğrenmek için çırpınıyorlardı. Nihayet beklenen kurye geldi ve Altay Egesel'e verildi. Hazırlığını da ona göre yapmıştı. İdamlar o gece infaz edilecekti..."

***

27 Mayıs darbesi sonrasında özel olarak kurulan ve "Yüksek Adalet Divanı" adı verilen mahkeme, 9 ay 27 gün boyunca Menderes ve beraberindeki siyasetçileri yargıladı. Yargılama sonunda 14 kişi idama, 31 kişi de ömür boyu hapse mahkum edildi. Ancak, Cemal Gürsel başkanlığındaki Milli Birlik Komitesi; Celal Bayar, Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu dışındakilerin idam cezasını affetti. Celal Bayar'ın cezası yaş haddi nedeniyle ömür boyu hapse çevrildi. Kalan 418 sanığa ise 6 ay ile 20 yıl arasında değişen hapis cezaları veya beraat kararı verildi.

Karar Milli Birlik Komitesince onaylanınca, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu 16 Eylül'de, Adnan Menderes ise17 Eylül 1961'de İmralı Adası'nda idam edildiler.

https://www.yenicaggazetesi.com.tr/d/other/dfs-004-001-011-001-001-001-002.jpg