https://static.daktilo.com/sites/71/uploads/2020/05/27/salgin-hastaliklarin-uzayla-iliskisi-olabilir-mi.jpg

Salgın hastalıkların uzayla ilişkisi olabilir mi?

Bununla ilgili yaptığı araştırma ve çalışmalarını çizimle ve grafiksel değerlerle gösteren Alper Orhan'ın farklı bir teorisi var.

Alper Orhan Adlı 22 Yaşındaki Genç, Uzay Ve Atmosferdeki Hava Olaylarının Salgın Hastalıklarla ilişkili olabileceğini iddaa etti.

Bununla ilgili yaptığı araştırma ve çalışmalarını çizimle ve grafiksel değerlerle gösteren bir algoritma hazırladı. Çalışmasını NASA'ya ve diğer uzay kuruluşlarına göndereceğini bu konunun önemli olduğunu, farkındalık oluşturabileceğini düşündüğünü söyledi. Bununla ilgili uzaydaki oluşumların takibini ayrıntılı yapamasa bile görsel olarak anlatabilecek bir yazılım sistemi üzerinde de çalışacağını anlattı. Şimdilik çalışmalarının örneklerini alperoit kullanıcı adındaki instagram hesabında ve açtığı alperoit.com adlı web sitesinde yapacağını söyledi.

Genç girişimci yaptığı açıklamasında şunları dile getirdi

"Yaptığım iş oyun geliştiriciliği ve grafik tasarım olmasına rağmen 12 Senedir amatör olarak uzay ve doğa bilimleriyle ilgili araştırmalar yapıyor amatör çalışmalar gerçekleştiriyorum. Günümüz de sebebini bilmediğimiz birçok hava olayları oluyor, bunların içinde en önemlilerinden biri ise meteor yağmurları. Tarihsel verilere baktığımız da belgelenebilecek ve salgın hastalıklarla kıyaslanabilecek 1976'dan günümüze kadar çok farklı meteorlar gözlemlendi, dünyanın dört bir yanına parçalanarak düştü. Tabi ki bundan öncesi de var fakat ilişkilendirebileceğimiz şeyler sınırlı ve ancak tahminsel olarak çalışmalar yapılabiliyor. Uzaktan bakıldığında bu dünyamız adına sorun teşkil etmemiş gibi gözükse de bazı meteorların hangi elementleri içerdiğini bilmiyoruz ama birden fazla element bulunduğu bazılarının da zehirli element bulundurduğu kesin. Bu elementler havada nasıl bir tepkimeye girdiği ve hava ile insan üzerinde nasıl bir sağlık sorununa yol açtığıyla ilgili elle tutulan bir çalışma da bulunmamakta, olanlar ise sonuca götürecek yeteri kadar kanıt içermiyor. Sonuçta pandemi seviyesinde bilinen salgın hastalıkların genel olarak 2 türlü bulaşma yolu var, havadan ve hayvanlardan. Bunun yanında ütopik varsayımlarda bulunuyor. Biz sadece dünyada yaşadığımız çevre kadarını biliyoruz, geri kalan bütün çalışmalar sadece kendi doğruluğumuzu ortaya koyuyor ve aslında bir varsayım oluşturuyor.

Bunun için bazı salgınlarla ilgili son 50 yıl incelendiğinde önemli salgın olarak geçen ve birçok ölüme yol açan ebola virüsü karşımıza çıkıyor. 1976 yılı Afrika kıtasında ilk ebola virüsü Demokratik Kongo Cumhuriyetinde çıkmıştı. Virüsün çıktığı zamanlar ise Afrika kıtasında "Malavi ve Ruanda gibi ülkeler de yine birçok meteor olayı gözlemlendi ve tarihe geçti. 2013 e kadar ebolanın hala daha izleri bulunmakta ve belli bir tedavisi gerçekleştirilmemektedir. Ebolada yapılan tek tedavi enfekte olmuş kişilere yardımcı olmak için oral rehidrasyon terapisi yani hafif tatlı ve tuzlu içme suyu veya intravenöz sıvılar verilmekteydi

2002 Kasım ayına geldiğimizde "Hong Kong'da sars virüsü salgını çıktığı zamanlar Hong Kong'da gerçekleşen Leonid Meteor yağmuru da etkisi ekim de başlayıp kasım ayında gözlemlenmişti. 2012 Suudi Arabistan'da çıkan "Mers" Salgınında ise 2012 senesinde aralıklarla küçük parçalar halinde meteorların Suudi Arabistan'ın belirli bölgelerinin yüzeyinde bulunduğu kayıtlarda bulunuyor. Bunun gibi daha birçok örnek bulunmakta. Bunun yanında günümüz 2019-2020 senesine baktığımız da Covid 19 virüsü ortaya çıkmadan evvel Çin ve çevresindeki ülkelerde yine bu şekilde hava olayları ve meteorların yeryüzüne parçalanarak inmesi gündem konusu olmuştu. Dünya dışı yaşam kalıntılarını incelediğimiz de ise karşımıza 2015 Mars'taki keşif aracı Curiosity gezegende çok eski çağlarda yaşam ihtimalini kuvvetlendiren bakteri ve mineral kalıntıları keşfettiği karşımıza çıkıyor. Marsın bazı bölgeleri zehirli ve ağır metal içeriyor. Mars'da bulunan bakterilerin genomunun araştırılması gerekir. Marsın bize uzaklığı 55-60 milyon km yani bize en yakın gezegenlerden biri. Meteorların bazıları nereden geldiği tespit edilemiyor ve belirli olanlar haricinde hangi elementleri içerdiği belirlenemiyor. Bunları da düşünerek bu konunun üzerine çalışmaların devam etmesi salgın hastalıkların adaptasyon süreçlerininde incelenmesi lazım.

Bunlar yüzeysel olarak bir varsayım gibi gözükse de Alper Orhan, uzay ve araştırma merakının çocukluğundan geldiğini 2008'den beri Amatör olarak uzay ile ilgili çalışmalar yaptığını söyledi. Ayrıca, bu Covid 19 başlamasından bu yana karantina sürecinde kendi çalışmalarını salgın hastalıklar üzerine yönlendirerek bu sonuçları elde ettiğini dile getirdi. Bu dediklerinin araştırmanın yüzeysel bir örneği olduğunu destek gelirse daha büyük girişimler ve çalışmalar yapacağını aktardı. Henüz bir şeyi kanıtlamış değilim, bir teoriden ibaret ama yeterince destek olunduğunda bazı şeylerin en azından netleşeceği ve teoriden çıkabileceğini unutmamak gerekiyor. Benim bir laboratuvarım yok milyarlarca liralık makinalara veya bir profesör kadar bilgiye de sahip değilim. Sadece bir noktaya dikkat çekecek bir çalışma yaptığımı düşünüyorum. Alper Orhan, araştırılması gereken daha fazla şey olduğunu ve bunların genellikle sağlık alanında dünyamızdaki yaşam formunu ilgilendiren ciddi konular olduğunu belirtti.

Advertorial