https://cdnuploads.aa.com.tr/uploads/Contents/2020/05/27/thumbs_b_c_c87b1ac4edfb7012f56bce093b306308.jpg

Adnan Menderes öncülüğünde makineleşmeyle birlikte tarım devrimi yaşandı

Türk tarımı, merhum Başbakan Adnan Menderes'in öncülüğünde makineleşme, ekilen topraklar ve ürün miktarının artmasıyla önemli bir atılım dönemi yaşadı.

by

Ankara

Merhum Adnan Menderes'in başbakanlığı döneminde atılan adımlarla tarım sektöründe büyük bir devrim yaşandı. Traktör sayısından ekilen arazi ve verim artışına kadar Türk çiftçisi ve köylüsü kapsamlı dönüşüm geçirdi.

AA muhabirinin, Demokrat Parti (DP) dönemine ilişkin yayımlardan derlediği bilgiye göre, merhum Adnan Menderes'in başbakanlığında tarıma yönelik çok önemli atılımlar art arda geldi.

Aydın'da bir çiftçinin oğlu olarak Çakırbeyli Çiftliği'nde doğan Menderes, tarıma ve toprağa çok yakın bir insandı. 23 yaşında çiftliğin yönetimini eline alan Menderes, tarımdan anlıyor, sorunları iyi biliyordu.

Menderes, iktidara geldiğinde ise izlenecek tarım politikalarının mesajını, "Türkiye'nin yüzde 80'i köylerde yaşıyor. Toprak, iyi tohum, gübre, makine ve sulama ister. Köylümüz bunları bir başına yapamaz, devlet olarak elimizi uzatmamız gerekli." sözleriyle vermişti.

DP yönetiminin 10 yıllık iktidarı döneminde Tarım Bakanlığına bütçeden ayrılan payı artırması, tarım kesimini vergi kapsamı dışında bırakması, Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu çerçevesinde köylü halka milyonlarca dönüm arazi dağıtması ve ziraat fakülteleri açarak tarım eğitimi faaliyetlerine önem vermesi, DP yönetimini diğer hükümetlerden belirgin şekilde ayıran belli başlı özellikler arasında yer aldı. 

Traktör sayısında artış 

Tarıma dayalı büyümenin ön plana çıktığı bu dönemde traktör, traktör pulluğu ve diğer alet ve makinelerin sayısında ciddi artış görüldü, kara sapandan makineli tarıma geçiş bu dönemde gerçekleşti. Marshall Planı'ndan sağlanan fonlar bu alana yönlendirildi. Marshall yardımları, özellikle tarımda makineleşmeyi hızlandırdı. Traktör sayısı 1949-1958 döneminde 6 bin 281'den 48 bin 873'e (7,8 kat), traktör pulluğu sayısı 6 bin 50'den 48 bin 214'e (yaklaşık 8 kat), diğer alet ve makinelerin sayısı da 9 bin 239'dan 67 bin 261'e (7,3 kat) yükseldi. Makineleşme, tarımın temel yapısını değiştirdi. Biçerdöver sayısı da 1948 ile 1962 arasında 1994'ten 6 bin 72'ye ulaştı.

Bu dönemde traktör alımları için köylülere uygun imkanlarla kredi de sağlandı. Köylüler, tarımsal kredilerden önceki dönemlere göre daha fazla yararlanmaya başladı. 1950 yılında tarımsal kredi miktarı 810 milyon lira iken, 1960'ta 4 milyar 755 milyon liraya ulaştı. Tarım, krediler yanında, taban fiyat ve destekleme alımlarıyla da teşvik edildi.

Ekili alanlar arttı

Traktörün tarıma girmesi bu sektördeki verimliliği artırmasının yanında ekilebilir alanların da genişlemesi sonucunu doğurdu. Ekili alan sayısı 1948'de 13 milyon 900 bin hektar iken 1959 itibarıyla 22 milyon 940 bin hektara yükseldi. Böylece, Türkiye'nin bir tahıl ihracatçısı haline gelmesini sağlayan tarımsal üretim artışı gerçekleşti. Bu dönemde, hububat, bakliyat, pamuk ve sınai bitkilerin ekiliş sahaları ve üretimleri arttı.

DP hükümetleri döneminde 4 bin 85 köyde, 322 bin 61 aileye 16 bini aşkın dönüm arazi dağıtıldı. Ayrıca, bu ailelere yaklaşık 12 milyon dönüm mera arazisi tahsis edildi.

Makineleşme ve kredi politikası, tarım kesiminde feodal mülkiyetin büyük ölçüde tasfiyesini sağladı. Sahiplerince işletilen işletme sayısı 1950'de 2,1 milyon iken 1963'te 3,1 milyona ulaştı.

Tarım kesiminin milli gelir içindeki payı 1947-48 döneminde yüzde 42 iken, 1952-53 döneminde yüzde 45,2'ye çıktı.

Ayrıca 1950-1960 döneminde en küçük köylere ulaşacak şekilde yollar yapılırken, binlerce köy de içme suyuna kavuştu. Tarımda makineleşmeyle beraber 40 bin kilometre kara yolu, 30 bin kilometre köy yolu yapılması, kırsal kesimin şehre bağlantısını artırma yanında, tarım kesiminin pazar ekonomisiyle bütünleşmesini de sağladı.

İlk gübre üretimi GÜBRETAŞ ile başladı

Bu dönemde gübrelerin ithal edilmesi ve ihtiyaca cevap verecek düzeyde üretiminin olmaması, gübre kullanımının yaygınlaşmasının önünde engel teşkil ediyordu. Bu kapsamda, hem gübre araştırma merkezleri hem de gübre fabrikaları kurulması gündeme geldi.

Menderes'in başbakanlığı döneminde 6 Kasım 1952'de dönemin Bakanlar Kurulu, ülke tarımında kimyevi gübre kullanımı yoluyla verimliliğin artırılması amacıyla Gübre Fabrikaları Türk AŞ'nin (GÜBRETAŞ) kurulması kararını aldı ve şirket resmi olarak 1953'te faaliyete geçti. Türkiye'nin ilk gübre şirketi olarak kurulan işletme, İskenderun tesislerinde ilk gübre üretimine başladı. GÜBRETAŞ 100 bin ton kapasiteli bu ilk fabrikasında NSP (Normal Süper Fosfat) gübresi üretimini başlatarak, o yıldan itibaren Anadolu çiftçisinin kullanımına sundu. Eski gübresiz yıllarda büyük sıkıntılar ve mağduriyetler yaşayan Anadolu çiftçisi, Menderes döneminde tarımsal ekipmanlara ve kimyasal gübreye kavuştuğunda tarlalarından kaldırdığı mahsul de katlanarak arttı.

GÜBRETAŞ'ın milli ve yerli üretim yolculuğu, 1961 yılındaki Kocaeli-Yarımca'da kurulan ikinci fabrika ve yıllar içinde yapılan diğer tesis yatırımlarıyla bugünlere ulaştı.

GÜBRETAŞ, bugün itibarıyla yüzde 25'i borsada ve yüzde 75'i de Türkiye'nin en büyük çiftçi ailesi olan Tarım Kredi Kooperatiflerine ait olarak, "yüzde 100 halkın şirketi" olma özelliğini sürdürüyor.