https://www.yeniasya.com.tr/Sites/YeniAsya/Upload/images/Content/2020/05/27/thumbs_b_c_11eba47057c05b54a5deb29ef56345c1.jpg

Diyanet nereye?

Diyanet’in 2014 başında start verilen bandrol engeli ve devlet tekeli süreciyle eşzamanlı olarak başlatılan “Risale-i Nur açılımı”nın bilâhare devam etmeyip sona erdiği iki yıl önce ortaya çıkmıştı.

by

İşaratü’l-İ’caz’ın Diyanet Yayınları arasında basımıyla başlayan bu açılımın Mesnevî Nuriye ile devam edeceğini, dönemin Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, bandrolle ilgili bir manşetimiz üzerine bizi arayarak bizzat haber vermiş ve “Diyanet olarak Risaleleri basmaya devam edeceğiz, ama tekelimize almadan. Çünkü Risale-i Nur ümmetin malıdır” demişti. (Yeni Asya, 10.5.14)

Sonra Sözler ve Mektubat ile Küçük Sözler, İhlâs, Uhuvvet, Hastalar ve Ramazan-İktisat-Şükür Risaleleri de Diyanet yayını oldu.

Biz Diyanet’in Risale-i Nur’u basmasından memnuniyet duyduk, ama Risale basımının Diyanet tekeline alınmasına karşı çıktık. Bu noktada çetin bir hukuk mücadelesi verdik.

Ve sonuçta hukukun dediği oldu.

Risale-i Nur devlet ve Diyanet tekelinden kurtuldu, orijinaline uygun olmak kaydıyla isteyen herkesin basabileceği bir yol açıldı.

(Bu safahat Risale-i Nur Tekelleştirilemez adlı kitabımızda detaylı bir şekilde anlatılıyor.)

Sonra ne oldu? Diyanet yukarıda ismini verdiklerimiz dışında yeni bir Risale basmadı ve bastıklarının da yeni baskısını yapmadı.

Biz bu durumdan haberdar olunca, Diyanet’in kurumsal yapısını zedelememe hassasiyetiyle, olabildiğince dikkatli ve duyarlı bir üslûpla konuyu gündeme taşıdık ve kurumdan bir açıklama beklediğimizi duyurduk.

Ama o açıklama bir türlü gelmedi.

Diyanet ısrarlı bir suskunluk sergiledi. Dahası, vatandaştan gelen suallere verdiği cevaplarda sanki o Risaleleri basan kendisi değilmiş gibi bir tavır içine girdiğini gördük.

Bunun üzerine yine sorduk: Diyanet Risale-i Nur’dan tamamen vaz mı geçti? (27.2.20)

Yine cevap alamadık. Ama bu suskunluğun Risale-i Nur için “yasak” algısı oluşturma peşindeki birilerince nasıl kullanıldığını, bayram günlerinde yapılan bir çarpıtmayla gördük.

Diyanet’in 64 yıl önce verdiği ve başka birçok örnekle desteklenen müsbet kararlarını güya geçersizleştirmeye çalışan bu çarpıtmanın elbette hiçbir kıymet-i harbiyesi yok.

Ama Diyanet’in suskunluğu, bilhassa Perinçek çizgisiyle irtibat bağlamında manidar.