https://www.yeniasya.com.tr/Sites/YeniAsya/Upload/images/Content/2020/05/25/c1111.jpg

Ramazan da bitti, bayram da...

​Bunlar hep sayılı günlerdi de, ondan böyle çabuk geçti ve bitti. Cenab-ı Hakk, eskilerin tabiriyle “âhir ve akibetimizi hayreylesin” inşâallah...

by

Evet, şeair-i islâmiyenin, yâni, islâmî işaretlerin en büyüklerinden olan Ramazan-ı şerife ve onun bayramına da, artık “elveda” dedik. Rabbimiz, başta oruç olmak üzere, bütün ibadet-u taatlerimizi kabul etsin, seneye de; sağ-salim, sıkıntısız, musibetsiz, kâbe, ravza ve camiilerimizde namaz kılınır bir şekilde kavuşmamızı, hepimize nâsib etsin inşâallah.

Bu seneki Ramazan-ı şerife, iki-üç aydır dünyanın uğraştığı bir umumî musibet, daha doğrusu, “ilâhî bir îkaz” ile girdik. Cum’a namazlarından mahrum olduğumuz gibi, camiilerdeki teravih namazlarından da mahrum olduk. (Ama şükür biz kendimiz ailece, cemaatle teravih namazımızı kıldık.) öyle- böyle, derken Ramazan da, bayramı da bitiverdi işte...

Bayramın ertesi günü takvime baktığımızda, 27 Mayıs tarihini görüyoruz. Cumhuriyetin ilânından sonra, ipleri ve dizginleri ele geçiren; zalim despotlar, yirmi beş sene kadar bu milleti ağlatmış, yapmadığı zulüm kalmamıştı. 1950 şafağıyla doğan millet güneşini, on sene sonra, Cumhuriyetin ilk ihtilalı olan 27 Mayıs karanlığıyla batırmaya çalışmışlardı. Millete rağmen iş yapanlar iş başındaydı.

Bu hain ihtilalin olduğunda ben daha yeni, 7 yaşının içine girmiş ve o sene ilkokula başlamaya hazırlanan bir çocuktum. Koyu bir DP ve Menderes hayranı olan, rahmetli peder ve validemin üzülüp ağlamaları beni de çok müteessir etmişti. Şükür, o yaşta da, bir çok şeyi anlayabiliyordum. Daha çok değil, bir kaç ay önce elini öptüğüm ve başımı okşayıp, yanağıma makas atarak “tonton çocuk” diye beni seven o koca Menderes’i devirmişlerdi ha... rahmetli anneannem ve annemin o zamanki yaptıkları bedduayı hatırlıyorum... “boyu devrilesiceler...”

İnkilapların tamamlayıcısı olarak, bu ihtilali yapanlardan, zannedersem, şimdi dünyada kalanı yok. Öbür tarafta azap görüyorlar, belki de rahmetli Menderes yakalarına yapışmıştır. İşte, o ilk ihtilalin hesabı tam sorulamadığından, peşinden, her on senede bir yenisi yapılmış, millet ve memleket düşmanları, herkesi, her şeyi perişan etmiş, kalkınmamızı elli sene geriye götürmüşlerdi. İsmi “ilerici” kendileri “gerici” yobazlardan ne beklenirdi ki? Onlar, kendilerine; makam, mansıp, şan, şöhret, servet yapsın da, millete, memlekete ne olursa olsun, umurlarında mıydı sanki...

Bu zihniyeti, şimdilik baskı altına alınmış görsek de, ellerine fırsat geçse, yine aynı oyunları oynamaya çalışırlar. Ama Allah, fırsat vermesin.

İnşaallah; milletimize de, memleketimize de, “şahane hür” bir zeminde hayatlarını geçireceği günleri göstersin Rabbim.