https://media-cdn.t24.com.tr/media/library/2020/02/1581674401399-cakt.jpg

CHP'li Çakırözer'den Gezi tepkisi: İdam cezasını kaldırmamış olsak Osman Kavala'yı neredeyse asacaksınız

Utku Çakırözer Gezi davasının düşürülmesi gerektiğini söyledi

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer. AİHM’in haklarının ihlal edildiğine karar verip derhal tahliyesini istediği Osman Kavala hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenen Türkiye’nin, uluslararası toplantılarda “AİHM kararlarına tam uyum” vaadinde bulunmasına tepki gösterdi.

Gezi Parkı davasının 18 Şubat’ta devam edeceğini anımsatan Çakırözer, “Dünyaya sattığınız hayallerin bize yaşattığınız gerçeklerle hiç alakası yok. İdam cezasını kaldırmamış olsak Osman Kavala’yı, Yiğit Aksakoğlu’nu, Mücella Yapıcı'yı neredeyse asacaksınız. Bu nasıl özgürlük korumak, bu nasıl AİHM kararlarına tam uyum?” dedi.

"Gezi davası bir an önce düşürülmeli"

Çakırözer, “Gezi direnişini yargılamak Ali İsmail Korkmaz'ın, Berkin Elvan'ın uğruna yaşamlarını verdikleri özgürlük ideallerini yok etmektir. Bırakın ağırlaştırılmış müebbet istemeyi, yargılama yapılması bile, Cenevre'de dünya önünde savunduğunuz anayasal haklarımızın tam anlamıyla ihlalidir” dedi. Çakırözer Gezi davasının bir an önce düşürülmesi Kavala’nın özgürlüğünü kavuşması çağrısında bulundu.
Çakırözer; Türkiye’nin bir taraftan dünyaya “AİHM kararlarına tam uyuma özel önem” mesajını verdiğini ama diğer taraftan AİHM’in tahliyesini istediği iş insanı Osman Kavala ve insan hakları savunucuları hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendiğini anımsattı.

TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada “Tek adam yönetiminin dünyayı ikna etmeye çalıştığı Türkiye algısıyla, bizim yaşadıklarımız arasında koskoca bir uçurum var” diyen Çakırözer, Türkiye’nin BM İnsan Hakları Konseyi’nin Cenevre’deki Evrensel Periyodik İnceleme (EPİM-UPR) toplantısında yaptığı sunumlara dikkat çekti.

"Talimatlı bürokratlara bakınca bu anlatılan gerçekten Türkiye mi diyoruz"

Dışişleri Bakan Yardımcısı Faruk Kaymakçı başkanlığındaki Türk heyetinin "İnsan haklarını her alanda geliştiriyoruz. Toplantı ve gösterilere hiç bir engel yok. Örgütlenme özgürlüğünün garantisi Anayasa'mız. Haber ve eleştiri artık suç değil. Kadına yönelik şiddetle çok kapsamlı mücadele ediyoruz. Hukuk devleti ve demokrasi olmazsa olmazımız" açıklamalarında bulunduğunu anımsatan Çakırözer, şunları söyledi:
“Ankara'dan talimatlı bürokratların mesajlarına bakınca ‘Bu anlatılan gerçekten Türkiye mi?’ diye sormadan edemiyoruz.

Çünkü biliyoruz ki bir yılda 21 ilde 147 kez tüm etkinliklerin yasaklandığı ve bu yasaklardan 25 milyon yurttaşın etkilendiği, sadece geçen yıl 172 gazetecinin yargılandığı, 65 gazeteciye iki yüz yirmi beş yıl hapis cezası verildiği, 200 bin işçinin grev hakkının elinden alındığı, son on yılda 3 binden fazla kadının öldürüldüğü ülke maalesef Türkiye. Yani dünyaya sattığınız hayallerin bize yaşattığınız gerçeklerle hiç alakası yok” dedi.

Türkiye, AİHM kararlarına direniyor

AİHM kararlarına uyumun bir vaat olamayacağının bunun uyulması zorunlu bir kural olduğunu belirten Çakırözer, “Cenevre'de bunlar söylenirken sivil toplum kurucusu iş insanı Osman Kavala iki yıldan fazla süredir Silivri Cezaevinde. Bugün tam sekiz yüz otuz beşinci gün, hem de AİHM'in ‘Tutukluluğu hukuksuzdur’ kararına rağmen. AİHM kararından bu yana iki ay üç gün geçiyor.

Türkiye’deki mahkeme iki duruşma yapıyor, ikisinde de AİHM’in ‘Derhâl özgürlük’ kararına direniyor. Cenevre’de dünyaya ‘Türkiye’de toplanma özgürlüğü Anayasa tarafından korunuyor’ diyorsunuz. Öte yandan, Gezi Parkı protestolarını yedi yıl sonra hâlâ yargı yoluyla cezalandırmak istiyorsunuz, hem de meşruiyeti tartışmalı bir dosya kapsamında FETÖ'cülerin hazırladığı belgeler üzerinden” ifadelerini kullandı.

Yargılamanın kendisi ihlal

Gezi Parkı protestolarının tek yönetiminin hayatın her alanına baskıcı müdahaleleri karşısında yüzbinlerce yurttaşın en temel haklarını kullanarak "Yaşamıma, özgürlüklerime karışma" haykırışı olduğunu dile getiren Çakırözer, “Bu haklı talepler karşısında Gezi direnişini yargılamak, Taksim Dayanışması’na ağırlaştırılmış müebbet istemek; Ali İsmail Korkmaz'ın, Mehmet Ayvalıtaş’ın, Abdullah Cömert’in, Ethem Sarısülük’ün, Ahmet Atakan’ın, Medeni Yıldırım’ın, Hasan Ferit Gedik’in ve Berkin Elvan’ın uğruna yaşamlarını verdikleri özgürlük ideallerini yok etmek demektir. Toplanma özgürlüğünü, hak arama özgürlüğünü cezalandırmak demektir. Bırakın ağırlaştırılmış müebbet istemeyi, yargılama yapılması bile, Cenevre'de dünya önünde savunduğunuz anayasal haklarımızın tam anlamıyla ihlalidir” dedi.

"Osman Kavala'nın özgürlüğüne kavuşması şarttır"

Gezi Parkı davasının 18 Şubat’ta devam edeceğini anımsatan Çakırözer, “Çocuklarımızın evrensel haklarını eşit ve özgür bir biçimde kullandıkları tam demokratik bir Türkiye'de büyümeleri için, bu hukuksuz davanın bir an önce düşürülmesi, Osman Kavala'nın bir an önce özgürlüğüne kavuşması şarttır” diye konuştu.