https://aawsat.com/sites/default/files/styles/article_img_top/public/2020/01/31/aieai.jpg?itok=FBavLLk-

الشرق الأوسط

Trump'ın planının başarısına dair şüpheler

Tarık eş-Şami

ABD Başkanı Donald Trump’ın Filistin ve İsrail arasındaki “Yüzyılın Anlaşmasını” ilan etmesinin ardından Filistin’in reddi nedeniyle anlaşmanın başarı olasılığına dair birçok şüphe ortaya çıktı. Bu şüpheler çerçevesinde ise birçok soru gündeme geldi. Diğer ABD başkanları bunu gerçekleştirmeyi başaramamışken Trump, onlarca yıldır devam eden çatışmaları çözebilen başkan olabilir mi? Trump, gelecek başkanlık seçimlerini kaybederse ve İsrailliler, kendilerini, ‘yerleşimleri, Ürdün Vadisi’nin ilhakı ve Trump’ın planının diğer kısımlarını kabul etmeyen’ Demokrat bir başkanın önünde bulurlarsa ne olacak?

ABD’nin başkentindeki tüm gözlemciler ve siyasi analistler, Başkan Trump’ın planında benimsediği yaklaşımın, Filistin- İsrail çatışması tarihindeki eski tüm önerilerden farklı bir vizyon olduğu konusunda hem fikir. Bu gözlemciler ve siyasi analistler, aksine bu planın ilanına tanık olan durumun, barışa ulaşma yolunu çizme hususunda planın karşılaştığı zorlukları yansıttığını belirtti.

Filistinlilerin yokluğunda Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya övgüde bulunurken, İsrail de ilk defa İsrail’in bölgesel imtiyazlarını gösteren bir harita üzerinde uzlaşı sağladı.

Devlet mi değil mi?

Washington’da bir araştırma ve düşünce kuruluşu olan ABD ‘Barış’ Enstitüsü (USIP) tarafından yayınlanmış bir rapor, Trump’ın planının gelecek bir Filistin devleti için yaptığı tasvirin, Filistinlilerin taleplerine yanıt vermediğini ortaya koydu. Rapora göre planın ilanından önce ABD yönetimindeki üst düzey bir yetkili de bu durumun gerçekliğini onayladı. Üst düzey yetkili, İsrail’de yayınlanan Israel Hayom gazetesine yaptığı açıklamada, İsrail içerisinde ‘bir Filistin devletinin kurulmasına ilişkin’ var olan endişeyi gidermeye çalıştı. Yetkili, “Sözlüğe bakın. Bunun, bir devlet tanımı olmadığını, barış planının buna izin vermediğini anlarsınız” dedi.

USIP İsrail-Filistin Çatışması Programı Direktörü Lucy Kurtzer Ellenbogen, “Filistinliler, plana dair anlayışları çerçevesinde bu yorumu kabul ediyorlar. Şu anki haliyle, çatışmayı sonlandırmanın bir yolu olmayacak. Çünkü müzakere için bir temel olmadan, iki tarafın ‘müzakere sürecinden ortaya çıkabilecek’ anlamlı kazanımlar elde ettiğine inanılıyor. Barış, zor” ifadelerini kullandı.

Başlangıç noktası

Gerçekte planın, barışa giden bir yol olduğunun müjdelenmemesi, planın önemini azaltmıyor. Demokrat adayların çoğunluğunun başkanlık seçimlerine yönelik eleştirilerinin yanı sıra bazı senatörlerin plana ilişkin eleştirileri de muhtemelen bir başka başkanın, ‘mevcut Başkan Trump tarafından benimsenmiş yaklaşımdan’ uzak kalabileceği senaryosuna işaret ediyor.

Bir başka ifadeyle plan, şu an barış yolunda açık ve doğrudan bir rota çizmezse, iki taraf arasında gelecek müzakereler için yeni bir başlangıç noktası da sayılamaz.

Trump’ın planının deneyim sürecinin 4 yıl olması dolayısıyla İsrail, Ürdün Vadisi'ni ve Batı Şeria’daki Yahudi yerleşimlerini İsrail egemenliği altına almak amacıyla bu alanları ilhak etmeye de başlayabilecek.

Destekleyiciler ve köstek olmak isteyenler

Filistinlilerin planı kabul etmemesine rağmen, şu an ABD’nin müttefiklerinin, ilerleyen günlerde planı ileriye taşımak ve bozulmayı önlemek için plan hususunda Washington ile birlikte çalışmaya yönelmesi bekleniyor. Bu amaçla taraflar üzerinde uygulaması beklenen bir grup destekleyiciler ve köstek olmak isteyenlerin oluşturabileceği etkinin takip edilmesi de gerekiyor.

Trump’ın planına başta çıkarları çatışan Arap ve Avrupa devletleri olmak üzere uluslararası toplumdan tepkiler gelmeye devam ediyor. Ayrıca ‘ABD’nin çatışmayı çözme çabalarını ihtiyatlı şekilde karşılama, tarafları aralarındaki doğrudan müzakereleri sürdürmeye davet etme, tek taraflı adımlara karşı uyarılar yapma ve her iki tarafın da kabul edebileceği müzakere çözümüne bağlı kalma çağrıları’ arasında değişen bir tutum sergiledi.

Pozisyonlar netleşiyor

Arap Birliği, Ramallah’taki bir toplantıdan günler sonra Filistinlilere sözlü destek sağlamak amacıyla birkaç gün içerisinde Kahire’de bir araya gelecek. İsrail hükümeti, yerleşimlerin bir kısmını İsrail’e ilhak etmek üzere yapmayı planladığı toplantıyı teknik nedenlerden dolayı erteledi.

Tüm tarafların pozisyonları, Filistinliler, İsrailliler ve bir dizi bölgesel oyuncu hususunda resmi olarak netleşirken tablo da koşulların takibine ve analizine izin verecek şekilde belirginleşme yoluna girdi.

Trump, seçimi kaybederse ne olur?

Ancak bu süreçte bazı sorular gündeme geliyor. Bu sorular arasında “Demokratlar gelecek Kasım ayında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanırsa, Trump’ın barış planına ne olacak?” sorusu da var.

Popülaritesi ve ABD ekonomisinin sürekli gelişimi ışığında her ne kadar Trump’ın, ikinci bir dönemi kazanma ihtimali olsa da gelecek seçimleri kaybetme senaryosu, ortaya koyduğu barış planının arka planında tekrarlanıyor. Washington’daki siyasi analistler, İsrail’in Ürdün Vadisi ve yerleşim yerlerini birkaç ay içerisinde ilhak edeceğine dikkati çekerken, durumun, İsrail liderliğini şu anda olduğu gibi Beyaz Saray’la uyumlu halde bırakmayacağını ve devam eden bir çatışmaya yol açacağını söyledi. Bu senaryo, özellikle de seçimler, ‘İsrail’e yerleşimleri ilhak etme kararından vazgeçme’ çağrısı yapan Senatörler Bernie Sanders veya Elizabeth Warren tarafından kazanılırsa geçerli.

Geri adım atılmayacak

Gözlemciler, şehrin bir emniyet kemerine bölünmediğine atıfta bulunurken, Kudüs’ün statüsünün değişmeyeceğini belirtti. Aynı şekilde İsrail’in, toprakları içerisine Filistinli mültecileri kabul etmemekte ısrarcı olması da bekleniyor. İsrail’in yerleşimleri ilhak etmekten vazgeçmesi de zor bir ihtimal olarak görünüyor. Tıpkı Filistinlilerin devletlerine kavuşma planında yer alan koşullar gibi, yeni ABD başkanlarının da Filistinlileri görmezden gelmesi oldukça zor bir durum.

Plan, ‘Filistin devletinin, göreve başlaması için Filistin liderliğinin iyi yönetim kurallarına uymasını, Hamas’ın silahsızlanmasını, İsrail’in, terörist olarak nitelediği cezaevlerindeki esirlere para ödenmemesini, provokasyonların durmasını ve özellikle de basın ve inanç özgürlüğünün güçlendirilmesini’ gerekli kılıyor.

Bu nedenle bir başka başkanın, bu koşullardan geri adım atması ve Hamas’ın silahlarını korumasına izin vermesi oldukça zor.

Bu çerçevede gözlemciler, İsrail’in, yerleşim yerlerini ilhak etme meselesi ve bir Filistin devleti kurulması meselesi arasında bağlantı kurmaya başladığını belirtti. Başka bir ifadeyle Beyaz Saray’daki yeni başkan, İsrail’den Ürdün Vadisi ve Batı Şeria’daki yerleşkeleri ilhak etme kararından geri çekilmesini isterse, Filistin devleti kurma fikrinden de vazgeçmek zorunda kalacak.

*Independent Arabia’dan Tarık eş-Şami’nin Şarku’l Avsat tarafından çevrilen makalesi